Sunny Murray, Cecil Taylor ve Albert Ayler topluluklarındaki çalışmalarıyla serbest cazın en uç ritmik yaklaşımlarından birini geliştirdi. Bu yaklaşımda yalnız ölçü çizgileri değil, düzenli nabız da terk edilir.
Geriye kalan, sürekli bir enerji akışıdır. Ziller neredeyse kesintisiz titreşir, davullar dalgalar hâlinde yükselip alçalır. Zaman, sayılabilir bir ızgara olmaktan çıkıp topluluğun ortak yoğunluğuna dönüşür.
Bu tercihin müzikal gerekçesi vardır. Cecil Taylor’ın piyano dili belirli bir ölçüye oturmaz; düzenli bir davul kalıbı bu dile eşlik etmek yerine onu sınırlar. Murray’in çözümü, eşliği tamamen yeniden tanımlamaktır.
Tekniği de buna göre şekillenir: zil üzerinde sürekli titreşim üreten hafif ve hızlı vuruşlar, belirli bir kalıp oluşturmadan doku kurar. Gürlük denetimi burada ritim kadar önemlidir. Bu dil bugün bile tartışmalıdır; yine de caz davulculuğunun sınırlarını genişleten bir deney olarak tarihteki yerini korur.
Bu yaklaşımın kayıt açısından da sonuçları vardır: sürekli titreşen ziller ve belirgin vuruş noktası olmayan bir doku, mikrofonlama ve mikstaj açısından alışılmışın dışında kararlar gerektirir.
Derslerimizde bu yaklaşım yalnız dinleme programında yer alır; amacı çalmak değil, zamanın ne kadar esneyebileceğini duymaktır.