Big Sid Catlett, 1930’ların swing orkestralarında ve 1940’ların bebop ortamlarında aynı ölçüde aranan bir davulcuydu. Louis Armstrong’la da Charlie Parker’la da kaydetmiş olması, bu geçiş döneminde ne kadar ender bir konumda durduğunu gösterir.
Catlett’in çalışındaki temel nitelik, esnekliktir. Swing bağlamında sağlam ve dans edilebilir bir zaman tutar; bebop bağlamında ise aynı icracı ride ziline geçer, bas davulu vurgu için kullanır ve solistle konuşmaya başlar.
Gürlük denetimi de dikkat çekicidir. Dönemin kayıt teknolojisinde davulun dengelenmesi güçtü; Catlett’in icrası, mikrofon önünde bile ölçüsünü koruyan az sayıdaki örnekten biridir.
Solo anlayışı ise kendinden sonraki kuşağı etkilemiştir. Uzun ve kurgulanmış sololar yerine, parçanın dokusuna bağlı kısa ve etkili bölümler tercih eder; bu yaklaşım Max Roach’un kompozisyon temelli solo anlayışına zemin hazırlar.
Catlett’in fırça kullanımı da dönemin ölçütlerinden biridir; düşük gürlükte sürdürülen sürekli doku, şarkıcı eşliğinde davulun nasıl duyulması gerektiğini tanımlar.
Derslerimizde tarzlar arası geçiş çalışmasında aynı parça hem swing hem bebop yaklaşımıyla çalınır; fark, kalıptan çok zamanın hangi uzuvda taşındığındadır.