Paul Motian, Bill Evans Üçlüsü’ndeki çalışmalarıyla tanındı ve sonraki kırk yılda caz davulculuğunun en kendine özgü seslerinden biri oldu. Evans üçlüsünde kurulan düzen, davulun sürekli zaman tutmayı bıraktığı ilk yaygın örneklerdendir.
Bu düzende zaman, üç müzisyen arasında paylaşılır. Davul kimi zaman nabzı taşır, kimi zaman tamamen renk üretir ve kontrbasla piyano zamanı devralır. Sorumluluk dağıldıkça doku esner.
Motian’ın sonraki kendi topluluklarında bu yaklaşım daha da ileri gider. Kalıp neredeyse hiç yoktur; ziller, tom’lar ve trampet arasında dolaşan kısa hareketler, parçanın havasını kurar. Buna rağmen müzik dağılmaz, çünkü icracılar aynı iç hıza tutunur.
Bu dil, dinleyiciden de farklı bir dikkat ister. Beklenen kalıp gelmeyince kulak yön arar; Motian bu arayışı bir eksiklik değil, müziğin kendisi hâline getirir.
Besteci kimliği de bu anlayışı destekler: yazdığı parçalar genellikle açık uçludur ve belirli bir eşlik biçimi dayatmaz.
Derslerimizde ileri seviye kursiyerlerle zamanın paylaşılması çalışılır; davulun zaman tutmadığı bir bölümde topluluğun nasıl bir arada kaldığı uygulamayla görülür.